Ara

Eyüp Yılmaz

Anı yaşamadan geleceği kurgulayamazsın.. E.Y.

Kainat, İnsan ve Bilgi ve Hu

Bin Yıllarca insanlığın araştırma ve geliştirmeleri sonucu insan nevi olarak ilim seviyemiz ve teknolojimizin geldiği seviye aşikâr. Gizli olsa da Kâinatın kıyameti ve ömrünün tahminleri göz önüne alındığında insanın bu dünyaya ; zereden şemse, şemsten nebulalara ve dahasına kadar didik didik ederek araştırıp maddeten terakki etmesi için gelmediği anlaşılıyor.

Madem gelenler gitmiş..Ve Bizler de gideceğiz. Hem gelecekler de gidecek ve madem herzaman bilmediklerimiz bildiklerimizi silip süpürecek… An şart ki bildiklerimiz asıl vasifesini ifa etsin.İnsanı , herşeyin yaratıcısı olan ve yarattığı kainatı; Mukaddir ismiyle nizam, intizam veren, Hakîm ismiyle hikmetli, Rahman ismi ile insana yaşanır kılan, Semi ismiyle en büyükten – en küçüğe herşeyin ihtiyacını işiten ve cevap veren, Basir ismi ile her şeyi tüm inceliklerine kadar gören, Âlim ismi ile ilim veren, Âdl ismi ile en uygun zeminde adaleti sağlayan….. Allaha ulaştırsın.


Eyüp Yılmaz

 

Aklın kuşatamadığı ilim hurafe midir ?

Bir pil ile bir daireyi aydınlatmak isteyen kişi böyle bir teşebbüsü neticesinde dairenin aydınlanmamasıyla lambalara suç bulup bunlar bozuk demesi gibi islami, imani hakikatlar da insanın zayıf aklı esas alınarak hurafelikle ittiham edilemez. Dairenin pil ile değil yüksek volt elektrikle aydınlatılabileceği hakikatına ulaşmış binlerce peygamber, alim, evliya, veli vb. Vahyin ve Sünnetin elektriğiyle kendi dairelerini aydınlattıkları gibi şehirleri, ülkeleri, dünyayı hatta kainatı aydınlatmışlardır.

Eyüp Yılmaz

Sebepler Kendine Malik Olabilir mi ?

Bu kainatta herşey kendi başlarına olmaları yani her biri kendine malik kabul edilse “Her fiil mu’cize” olmalı.. Bu demek oluyorki meydana gelen hadiseler suyun kaldırması, rüzgarın esmesi, bitkilerin canlanması vb. her hadisenin ilim, kudret ve şuur, hakimlik vb. vasıfların sahibi olmaları gerekir ki alakadar oldukları etkiledikleri herşeye hükümleri geçsin. Binaenaleyh böyle bir mantıkla kainata bakıldığında her hadise; ağacın meyve vermesi, güneşin ısı, atmosferin canlıları muhafaza etmesi, bulutların su yardımı vb. hadiseler tekil olarak öncelikle diğer bütün herşeyi kendilerine mahkum ederek emirlerini dinletmeleri gerekeceği gibi… aynı zamanda diğer tüm hadiselere boyun eğip onların mahkumu olmaları gerekmektedir… Yani her hadise ham hakim hem mahkum olmalıdır. Böyle bir kainat, kainat olmaktan çıkar. Haliyle bütün bu fiilleri emrinde tutan öyle bir zat olmalıdır ki hem bütün mevcudata emir versin ve koskoca güneşi rotasında tutup, o güneş haddini aşsa bizlere azap olabilecekken, Allah c.c. kumandasında bizlere rahmet, Yeryüzünde bitkilerden yemeğimizi pişirici bir ocak, şefkatiyle bizi ısıtıcı bir soba, yardımıyla ab-ı hayat gibi temiz suyu bize sunmak vaziyetine girmiştir.

Eyüp Yılmaz

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑