Bu kainatta herşey kendi başlarına olmaları yani her biri kendine malik kabul edilse “Her fiil mu’cize” olmalı.. Bu demek oluyorki meydana gelen hadiseler suyun kaldırması, rüzgarın esmesi, bitkilerin canlanması vb. her hadisenin ilim, kudret ve şuur, hakimlik vb. vasıfların sahibi olmaları gerekir ki alakadar oldukları etkiledikleri herşeye hükümleri geçsin. Binaenaleyh böyle bir mantıkla kainata bakıldığında her hadise; ağacın meyve vermesi, güneşin ısı, atmosferin canlıları muhafaza etmesi, bulutların su yardımı vb. hadiseler tekil olarak öncelikle diğer bütün herşeyi kendilerine mahkum ederek emirlerini dinletmeleri gerekeceği gibi… aynı zamanda diğer tüm hadiselere boyun eğip onların mahkumu olmaları gerekmektedir… Yani her hadise ham hakim hem mahkum olmalıdır. Böyle bir kainat, kainat olmaktan çıkar. Haliyle bütün bu fiilleri emrinde tutan öyle bir zat olmalıdır ki hem bütün mevcudata emir versin ve koskoca güneşi rotasında tutup, o güneş haddini aşsa bizlere azap olabilecekken, Allah c.c. kumandasında bizlere rahmet, Yeryüzünde bitkilerden yemeğimizi pişirici bir ocak, şefkatiyle bizi ısıtıcı bir soba, yardımıyla ab-ı hayat gibi temiz suyu bize sunmak vaziyetine girmiştir.

Eyüp Yılmaz

Reklamlar